Anamenü
 Giriş
Üye Adı:

Şifre:


Şifremi Kaybettim

Üye Ol!
 Site Bilgisi
Yönetici

baris

isa
 

muratkaya

muttalib

 Kimler Online?
7 üye online (1 üye görüntülendi Sivas Tanıtım)

Üye: 0
Ziyaretçi: 7

daha...
 Sayac
 Sayaç
IcErik is developed by The SmartFactory (http://www.smartfactory.ca), a division of INBOX Solutions (http://inboxinternational.com)
Sivas Tanıtım > Sivas > Sivas Genel Bilgi
Sivas Genel Bilgi
Yayınlayan Baris 2007/10/4 (1230 okuma)


İç
Anadolu Bölgesi’nde yer alan Sivas, doğusunda Erzincan; güneyinde Malatya,
Kahramanmaraş ve Kayseri; güneybatısında yine Kayseri; batısında Yozgat;
kuzeyinde Tokat ve Ordu; kuzeydoğusunda da Giresun ile çevrilidir. İl
topraklarının büyük bölümü Yukarı Kızılırmak, bir bölümü de Yeşilırmak ve Fırat
havzalarında yer alır.



İl toprakları oldukça yüksek dağlık ve engebeli bir arazi yapısına sahiptir. Bu
dağlar III.zamanda başlayan Alp kıvrımlaşması sırasında Kuzey ve Güney Anadolu
dağ sistemleri de belirginleşmiştir. Kuzey Anadolu dağlarının güneye, Güney
Anadolu dağlarının kuzeye açılan kolları il alanının büyük bölümünü
kaplamaktadır. Kuzey Anadolu sistemine bağlı olan bu dağlar Kızılırmak vadisi
ile Kelkit vadisi arasını doldurarak batı-doğu doğrultusunda uzanır. Toroslara
bağlı dağlar ise Şarkışla’dan başlayıp ilin ortalarına doğru sokulur. Bu iki
sıranın dışında kalan ve genellikle tek tek yükselen dağlar, ilin diğer
yükseltileridir. Bu dağlar arasında vadiler, çukurlarda oluşan ovalar ve yüksek
platolar bulunmaktadır. 






Bu dağlık alanda Çoruk-Kelkit vadi oluğu ile ayrılan, doğudan batıya doğru
Kızıldağ (3.015 m.), Köse Dağı (3.050 m.), Tekeli Dağı (2.621 m.) ve Yıldız Dağı
(2.537 m.) iç dağ sıralarını oluştururlar. İlin doğu kesimini Çengelli Dağı
(2.596 m.) ile Karasu-Aras


Bu dağlık alanda Çoruk-Kelkit vadi
oluğu ile ayrılan, doğudan batıya doğru Kızıldağ (3.015 m.), Köse Dağı (3.050
m.), Tekeli Dağı (2.621 m.) ve Yıldız Dağı (2.537 m.) iç dağ sıralarını
oluştururlar. İlin doğu kesimini Çengelli Dağı (2.596 m.) ile Karasu-Aras
Dağları’nın batı bölümünü oluşturan Yama Dağı, kuzey kesimini Giresun Dağlarının
güneybatı uzantıların engebelendirir. Yama Dağı’nın bulunduğu kesimdeki dağlar
aynı zamanda Divriği Dağları olarak da isimlendirilir. İlin orta kesiminde Tecer
Dağları bulunmakta olup, Beydağ’ında 2.7.10 m.ye ulaşır.Bu dağların batısında
İncebel, Karababa Dağları (2.235 m.) ve Akdağlar bululnmaktadır. İlin güney
kesimini Hezanlı Dağı (2.283 m.) ile Göltepe’de 2.719 m.ye ulaşan Gövdeli Dağı
engebelendirmektedir. Bunlar aynı zamanda Torosların uzantıları olup, ilin güney
sınırını oluştururlar. İlin en yüksek noktası ise kuzeydoğudaki Kızıldağ’daki
Peynirli Tepe’dir (3.025 m.).



İl arazisi farklı jeolojik dönemlerde oluşmuştur. İl merkezinde Yıldızeli-Hafik
arasında I.Jeolojik dönemden kalmış yaşlı kütleler yer alırken,
Yıldızeli-Şarkışla arasında II.Jeolojik dönemde oluşmuş arazi ana çatıyı
oluşturur. İldeki dağlar, III.Jeolojik devirde Alp orojenezi ile
belirginleşmiştir. Gemerek-Şarkışla yöresindeki akarsu boylarında ise
IV.Jeolojik dönemde oluşmuş birikintilere rastlanır. İl topraklarının kuzeyinde
yer alan Kelkit Vadisi birinci dereceden deprem kuşağında yer alır. Zara-İmranlı
çizgisinin kuzeyi ikinci ve üçüncü dereceden deprem kuşağında yer alır.

 











Sızır ÇağlayanıSivas’ta
platolar geniş bir yer tutmaktadır. Uzunyayla’nın il
sınırları içerisinde kalan doğu kesimi akarsularla
bölünmüş olup ilin en büyük platosudur. İlin bir başka
önemli platosu da Sivas’ın kuzeyindeki Meraküm
Platosudur.



Sivas’ın coğrafi yapısında vadilerin önemi büyüktür. İl
topraklarının yüksek kesimlerinden kaynaklanan
akarsuların açtığı yarıklarda yer yer genişleyen
alüvyonlu ovalar ve vadiler bulunmaktadır. Bunlardan
Kızılırmak Vadisi Sivas’ın en önemli ve en uzun vadisi
olup, İmranlı’nın doğusundan başlar ve dar bir oluk
halinde uzanır. Zara’da biraz daha genişleyerek Merkez
ilçenin içerisine girer. Kızılırmak Vadisini burada
Fadlım ve Tecer ile Yıldızeli Çayı Vadisi de eklenir.
İlin diğer önemli vadilerinden olan Çatlısuyu Vadisi
Kangal Çayı Vadisi ismi ile, Tecer Dağları’nın güneybatı
yamaçlarından başlar ve Yama Dağı’nın batısındaki Kalkım
Çayı Vadisi ile Çetinkaya yakınlarında birleşir. Bundan
sonra doğuya doğru yönelen vadi Tatlı Çayı Vadisi ismi
altında dar bir yarık biçiminde Divriği’ye kadar uzanır.
Bu vadilerin dışında il topraklarında, Kulmaç Dağı’nın
güney yamaçlarından başlayarak Malatya’ya kadar uzanan
Tohma Vadisi, Giresun Dağlarının güney yamaçlarından
başlayan Canik, Giresun, Otlukbeli ve Kösedağları
arasında uzanan Kelkit Vadisi bulunmaktadır. 



İl
topraklarında akarsuların vadilerde açtığı oluklarda ve
taşıdıkları alüvyonlar geniş ovaları oluşturmuştur.
Bunların başında Gemerek Ovası, Yıldızeli (Bedehdun)
Ovası ve Suşehri Ovası gelmektedir.



İl topraklarını Kızılırmak, Kelkit Çayı, Tozanlı Çayı,
Çaltı Çayı, Melet Çayı ve Tohma Çayı sulamaktadır.



Sivas’ın jeolojik yapısında kıvrılma ve yükselmeler
sonucunda çöküntü alanlarında bazı göller oluşmuştur.
Bunlardan Karagöl, Hafik Gölü, Lota Gölü ve Tödürge Gölü
doğal göllerdir. Ayrıca sulama amaçlı olarak Gölova,
Yapıaltın ve Maksutlu Barajlarının Baraj Gölleri
bulunmaktadır. İlin kuzeydoğusundaki Kılıçkaya Baraj
gölünün bir bölümü de il sınırları içerisindedir.



Sivas,
İç Anadolu iklimi olan Karasal iklimin etkisinde
kalmakla birlikte, kuzeyde Karadeniz, doğuda Doğu
Anadolu yüksek bölge ikliminin etkileri görülmektedir.
Yazları çok sıcak ve kurak olup, kış ayları ise soğuk ve
kar yağışlıdır.



Sivas İlinin bitki örtüsü genellikle ilkbaharda yeşeren
ve yazın kuruyan geven, sığırkuyruğu, kekik ve
katırtırnağı gibi bozkır bitkilerinden oluşur. Yalnızca
Yeşilırmak Havzası’na giren ve Karadeniz ikliminden
etkilenen Suşehri ile Koyulhisar yöreleri bitki örtüsü
açısından zengin olup, iğne yapraklı ağaçlardan oluşan
zengin ormanlarla kaplıdır. Bu orman örtüsünü sürekli
yeşil kalan çok çeşitli ve zengin ağaçlar ile otsu
bitkiler tamamlamaktadır.



İlin ekonomisi tarım, hayvancılık, dağ ve kış turizmi,
avcılık ile sanayie dayalıdır. Yetiştirilen tarımsal
ürünler, buğday, arpa, şeker pancarı, fiğ, patates,
çavdar, soğan, domates ve elmadır. Az miktarda
baklagiller ve sebze yetiştirilir. Hayvancılıkta büyük
ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliği yapılır. Eski bir
atçılık merkezi olan Uzunyayla’da boğa deposu vardır.
Tavukçuluk ve arıcılık da önem taşımaktadır.



1968’de
kalkınmada öncelikli iller kapsamında olan Sivas’ta et
kombinası, süt ürünleri, yem, dokuma, çimento, döküm,
metal eşya, çivi, amyant, yedek parça, tuğla ve kiremit
fabrikaları vardır. Ayrıca Türkiye Demiryolları
Makineleri Sanayii Tesisleri, Beton Travers Fabrikası ve
küçük sanayii kuruluşları bulunmaktadır. Bunlar daha çok
el sanatları ve halı-kilim, düz dokumacılığa yöneliktir.
İlde kuyumculuk, gümüş işlemeciliği ve halıcılık halkın
ekonomik gelir kaynaklarındandır.



Yer altı kaynakları bakımından oldukça zengindir Merkez
ilçede kireç taşı ve tuğla-kiremit hammaddesi,
Divriği’de demir ve linyit, Gemerek’te mermer, Gürün’de
demir, Hafik’te asbest, İmranlı’da gümüş, kurşun-çinko
ve manganez, Kangal’da demir ve linyit, Koyulhisar’da
bakır-kurşun-çinko ve kireç taşı, Suşehri’nde magnezit,
Yıldızeli’nde flüorit, kireç taşı, mermer ve
tuğla-kiremit hammaddesi, Zara’da magnezit ve talk
içeren maden yatakları bulunmaktadır. Ayrıca ilin
çeşitli yörelerinde de jips yatakları vardır.



Maden
suyu kaynakları bakımından da zengin olan ilde, Yılanlı
Çermik olarak bilinen Balıklı Çermik ile Sıcak Çermik ve
Soğuk Çermik bunların başında gelmektedir.



Sivas ve çevresinde yapılan kazı ve araştırmalarda ele
geçen buluntular yörede ilk yerleşimin Neolitik Çağda
(MÖ. 10.000-5.500) başladığını göstermektedir. Hafik
Gölü, Pılır Höyüğü, Zara Tödürge Gölü kıyısındaki
Tepecik Höyüğü ile Kangal ilçesi Çukurtarla ve Kavak
Nahiyesi Höyük değirmeninde Neolitik Çağa ait
Prehistorik buluntular ele geçmiştir. Ayrıca Yıldızeli
Argaz Höyük ve çevresinde Kalkolitik Çağ (M.Ö.5000-3500)
ile Tunç Çağı (M.Ö.3000-1500) buluntuları ile
karşılaşılmıştır.



MÖ.3000’lerde Hattilerin Yurdu olarak isimlendirilen
Sivas çevresine MÖ.2000’de Hititlerin yerleştiğini
arkeolojik araştırmalar ortaya koymuştur. Tatlıcak Köyü
ile Uzuntepe köylerinde bulunan höyükler ve Gürün Şuğul
Vadisindeki Hitit yazıtları yöredeki Hitit yerleşimini
kanıtlamaktadır. Buradaki höyüklerde Hititlerin üzerinde
Frig izlerine rastlanmış oluşu, Balkanlardan Anadolu’ya
gelen Friglerin, Hitit yerleşim alanlarının üzerlerinde
yaşadıklarını göstermektedir. Geç Hitit Devletleri
döneminde Sivas’ın güney kesimi Hitit yazıtlarından
öğrenildiğine göre Tilgarimmu ismi ile anılıyordu. Yöre
MÖ.VII.yüzyılda Kimmer ve İskit akınlarına uğramış,
MÖ.VI.yüzyılın başlarında Medler ve Persler yöreye
egemen olmuşlardır.


Lydialılar döneminde Kral Yolunun Sivas’tan geçişi,
yörenin önemini daha da arttırmıştır. Bugünkü il
merkezinin bulunduğu yerde o dönemde Sebasteia isimli
bir kentin olduğu bilinmektedir.



MÖ.IV.yüzyılın ikinci yarısında Persleri ortadan
kaldıran Makedonya Krallığı bir süre yöreye hakim olmuş,
İskender’in ölümünden sonra Kapadokia Krallığına
bağlanmıştır. Uzun bir süre Pontus ve Ermeni
Krallıklarının yönetiminde kalan yöre, MS.17’de bütün
Kapadokia ile birlikte Roma egemenliği altına girmiştir.
Bu dönemde kısa sürelerle Partların ve Sasanilerin eline
geçmiş, Bizans döneminde ise Armeniakon Themasının
sınırları içerisinde kalmıştır. XI.yüzyılda ise
Bizans’ın Sebasteia Themasına bağlanmıştır.



Malazgirt Savaşı’ndan önce Selçuklular yöreye akınlar
düzenlemiş ve bazı Türkmen grupları da buraya
yerleşmişlerdir. Bu arada Selçuklulardan Elbasan kısa
süre yörede hakimiyet kurmuştur. Malazgirt Savaşı’ndan
(1071) sonra Türkmen boylarının yöreye yerleşimi hız
kazanmıştır. Kısa bir süre Selçuklu egemenliği altında
kalan Sivas’ta Danişmendli Beyliği kurulmuştur (1075).




Danişmend Beyliğinin taht kavgaları ile zayıf
düşmesinden sonra Anadolu Selçuklularını yeniden
birleştiren I.Mesud, 1152’de Sivas’ı ele geçirmiştir.
Bundan sonra 1175’te II.Kılıçarslan tarafından kesin
olarak Selçukluların hakimiyetine girmiştir. Ardından
İzzeddin Keykavus Sivas’ı başkent yapmış, uzun süre
Sivas’ta kalarak Sivas’ imar etmiş ve geliştirerek büyük
bir ilim merkezi haline getirmiştir. İzzettin
Keykavus’un türbesi, medresesi o dönemden günümüze
gelebilen yapılar arasındadır. 



İzzeddin
Keykavus’un ölümünden (1220) sonra yerine geçen Alaeddin
Keykubat zamanında Anadolu Selçuklularının en parlak
dönemi olmuştur. Alaaddin Keykubat Moğol tehlikesini
görerek Sivas’ı 1224’te surlarla çevirerek korunaklı
duruma getirmiştir. II.Gıyasettin Keyhüsrev zamanında
kötü yönetimden ötürü, sıkıntı çeken halk, 1240
yıllarında ayaklanarak Sivas’ı yağmalamışlardır. Bu
sırada Moğollar Anadolu’yu ele geçirmek üzere harekete
geçmiş, Gıyasettin Keyhüsrev’i 1243’te Kösedağı
Savaşı’nda yendikten sonra Sivas’ı ele geçirmişlerdir.
Bundan sonra Moğollar yöreye egemen olmuş, Moğollara
bağlı Selçuklular, Moğolların kurduğu İlhanlı Devleti
Sivas’ı yönetmiştir. Sivas bu dönemlerde büyük gelişme
göstererek önemli bir ticaret ve bilim kenti olmuştur.




İlhanlılar döneminde Demirtaş Sivas’a yerleşmiş ve
istiklalini ilan ederek Sivas’ta uzun yıllar saltanatını
sürdürmüştür. Demirtaş’tan sonraki Sivas Valiliğine
Alaeddin Eratna oğlu Gıyasettin Mehmet, Alaeddin Ali ve
oğlu Mehmet Bey gelmiştir. Kadı Burhaneddin Mehmet Beyi
yerinden uzaklaştırarak Sivas’ta kendi adına bir devlet
kurmuştur. Bu dönemde Burhaneddin Bey Sivas’ı onarmış,
surların etrafına hendekler kazdırarak kaleyi
güçlendirmiştir. Ancak Akkoyunlulardan Kara Osman ile
yapılan savaşta ölmüş ve yerine oğlu Alaaddin geçmiştir.
Bu dönem Anadolu’da Moğol ve Osmanlılar arasındaki
savaşların, çekişmelerin başladığı dönemdir. Yıldırım
Beyazıt Amasya’yı alarak Sivas’a yaklaşmış, o sırada
Karamanoğullarının baskısına dayanamayan Alaaddin Bey de
Sivas’ı Osmanlılara teslim etmiştir.



Yıldırım
Beyazıt, büyük Şehzadesi Emir Süleyman’ı şehre vali
olarak tayin etmiştir. Sivas Osmanlıların eline
geçtikten bir yıl sonra 1400 yılında Timur’un istilasına
uğramıştır. Bu dönemde şehir Timur tarafından
yağmalanmış ve yakılmıştır. Sivas 1413’te yeniden
Osmanlı topraklarına katılmış, 1472’de de Akkoyunluların
saldırılarına uğramıştır.



Osmanlı yönetiminde Rumiye-i Sugra içerisinde yer alan
Sivas yöresi 1511’de Şahkulu, Baba Tekeli ayaklanmasında
önemli rol oynamıştır. Yavuz Sultan Selim bu ayaklanmayı
bastırmış ve Rum eyaletini Paşa Sancağı yapmıştır. Daha
sonra Amasya, Çorum, Tokat kısmi olarak Malatya ve
Kayseri illeri Sivas’a bağlı birer sancak
olmuştur.Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde Sivas’tan 40
ilkokul, 1000 dükkan, 18 han, 40 kadar çeşmesi
olduğundan söz etmektedir.



XVI.-XVII.yüzyıllarda Celali Ayaklanmalarının en etkili
olduğu yerler arasında idi. XIX.yüzyıl sonlarında
Sivas’taki Ermeni ayaklanmaları Sultan II.Abdülhamit’in
kurdurduğu Hamidiye Alayları tarafından bastırılmıştır.
Bu arada Kafkasya’dan gelen Çerkez göçmenleri Sivas’ın
Uzunyayla kesimine yerleştirilmiştir.



I.Dünya
Savaşı’ndan sonra, Milli Mücadele Sivas’taki kongre ile
başlamıştır. Mustafa Kemal Paşa 19 Mayıs 1919’da
Samsun’a çıkmış, Amasya ve Tokat Kongrelerinden sonra 27
Haziran 1919’da Sivas’a gelerek burada bir kongre
yapılmasına karar vermiştir. Mustafa kemal Paşa ve
beraberindeki heyet 4 Eylül 1919’da bugünkü Atatürk
Kongre ve Etnoğrafya Müzesi olan binada Sivas Kongresini
yapmıştır.


Sivas Kongresi öncesinde General Ali Fuat Cebesoy,
Rauf Orbay ve Refet Bele ile buluşan Mustafa Kemal Paşa
21-22 Haziran 1919’da bir genelge yayınlayarak
İstanbul’daki bazı devlet adamları başta olmak üzere
komutanlara özel mektuplar yazmıştır. Bu genelge ve
mektuplarda “ Milletin istiklâlini kurtarmak için, her
türlü tesir ve baskıdan uzak bir millî heyetin kurulması
gerekmektedir. Bunun için yazışmalar sonunda,
Anadolu’nun en güvenilir yeri Sivas’ta Millî Kongrenin
toplanması kararlaştırılmıştır. Fırka (parti)
anlaşmazlıkları gözetilmeden her sancaktan, halkın
güvenini kazanmış üç murahhasın (delegenin ), mümkün
olan çabuklukla yola çıkarılması gerekir. Her ihtimale
karşı bunun bir ‘millî sır’ olarak tutulması ve gereken
yerlerde yolculuğun değişik adla ve kılıkla yapılması
lâzımdır. Müdafa-i Hukukı Millîye Cemiyetleri ve
Belediye Başkanlıklarınca murahhasların seçilmesi ve
yola çıkarılması hakkında, vatanseverlikle yardımcı
olmanızı; ve onların adlarıyla yolculuk tarihlerinin
telgrafla bildirilmesini istirham eylerim” yazılmıştır.




Sivas
Kongresinde alınan kararlar bir bildiri olarak
yayınlanmıştır:

“Mondros Mütarekesinin imzalandığı anda Osmanlı
ülkesinin sınırları içerisinde kalan bölgeler bir
bütündür, parçalanamaz, birbirinden ayrılamaz. Bunu
çiğnemeye yönelik her türlü işgal ve müdahaleye silahla
karşı koymak, meşru müdafaa hakkını kullanmaktır.
Osmanlı hükümeti dış baskı karşısında ülke
topraklarından bir bölümünü terk etmeye yönelirse buna
karşı direnilecektir. Milletin bağımsızlığını, ülkenin
bütünlüğüne saygı duyulması koşulu ile başka devletlerin
ekonomik, sınai ve teknik yardımları memnunlukla kabul
edilecektir. İstanbul hükümeti de diğer medeni
ülkelerin, hükümetleri gibi milli iradeye saygı
göstermeli, bu amaçla Meclis-i Mebusanı bir an önce
toplantıya çağırmalı, aldığı kararları o meclisin
denetiminden geçirmelidir. Ülkedeki tüm direniş
örgütleri birleştirilmiş, Anadolu ve Rumeli Müdafa-i
Hıkık Cemiyeti adı altında toplanmıştır. Mevzii
dernekler bu cemiyetin birer şubesi olacaktır. Anadolu
ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti, Heyeti Temsiliye adı
altındaki merkez tarafından yönetilecektir. Bu kurul
gerektiğinde İdare-i Muvakkadi ilanına yetkili
olacaktır.”



Cumhuriyetin ilanından sonra Sivas, il konumunu
sürdürmüştür.



Sivas’ta
günümüze gelebilen tarihi eserler arasında; Ulu Cami
(1196-1197), Şifaiye Medresesi (1217), Buruciye
Medresesi (1271), Çifte Minareli Medrese (1271), Gök
Medrese (1271), Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası (1228),
Abdülvahap Gazi Türbesi (XVII.yüzyıl), Şeyh Hasan Bey
Kümbeti (1347), Ahi Emir Ahmet Türbesi (Güdük Minare)
(1333), Kadı Burhaneddin Türbesi, Abdülvahab-i Gazi
Türbesi, Şemseddin Sivasi Türbesi, Zara’da Şeyh Merzuban
Türbesi, İmranlı’da Cogi Baba Türbesi, Yıldızeli’nde Pir
Sultan Abdal Türbesi, Yıldız Köprüsü (XIII.yüzyıl), Eğri
Köprü, Boğaz Köprü, Meydan Camisi (1564), Kale Camisi
(1580), Ali Ağa Camisi (1589), Ali Baba Camisi (1792),
Behram Paşa Hanı (1573), Kurşunlu Hamam (1576), Meydan
Hamamı (XVI.yüzyıl), Taşhan (XIX.yüzyıl), Ziyabey
Kütüphanesi (1908), Vali Halil Rıfat Paşa’nın yaptırdığı
Hükümet Konağı (1884), Jandarma Binası (1908), Atatürk
Kongre ve Etnaoğrafya Müze Binası (Eski Lise-Sivas
Sultanisi) (XIX.yüzyıl) ve Türk sivil mimari
örneklerinden eski Sivas evleri bulunmaktadır.



Hafik Gölü, Zara Tödürge Gölü, Gürün Gökpınar Gölü,
Sızır Şelalesi, Eğriçimen yaylası, Kardeşler Ormanı,
Kale Park, Sıcak Çermik, Soğuk Çermik, Balıklı Çermik
ilin doğal güzellikleri olup aynı zamanda mesire
yerleridir.



 


Kenthaber Kültür Kurulu


Fotoğraflar, kenthaber arşivi, www.sinop.gov.tr ve
www.divrigimuftulugu.gov.tr adreslerinden alınmıştır. 







Yorumlardan Yazarları Sorumludur. Yorumunuz Site Yönetimi Uygun Görürse Yayınlanır..!!..
Gönderen Başlık

Copyright © 2005-2010 by | Gölova | Sivas ili Gölova İlçesi Web Sitesi Tüm Hakları Saklıdır.!

License Information | Privacy Policy | Genel Sitemap | Yahoo Sitemap
Hosted By Hisartasarim.Com
Dış Bağlantılar :video klip izle - film izle - dizi izle - video izle - Kelkit Vadisi - fotokopi sistemleri